27 Haziran 2011 Pazartesi

Behzat Ç. Bir Ankara Sempatisi

Hayatım boyunca televizyon ile aram iyi oldu. Kafamı dağıtmak istediğimde, canım sıkıldığında, kıçımı devirip yattığımda hep televizyon ile mükemmel bir ilişkim oldu. Erkeklerle yürütemediğim ilişkiyi televizyonumla gayet iyi yürüttüm. Böyle bir televizyon manyağı olmama rağmen önüme gelen diziyi izleyip televizyonla konuşan teyzelerden de değilim. Yani tamam arada korku filmindeki kızla "açma o kapıyı sakııın. Açma dediiiim. Hassiktir açtıığğ!" diye konuştuğum olur ama o sayılmaz. Onu yapmayan yok zaten. Türk dizilerini de basit bulurum. Başından sonuna takip ettiğim bir tek Aşk-ı Memnu vardı zaten.

Şimdi yeni takıntım Behzat Ç. Önce Türk işi polisiye diye burun kıvırdığım bu diziye resmen aşık oldum. Artık telefonlarımı "ne var la" ya da "he" diye açıyorum. İnsanlarla konuşurken "la oğlum sen mal mısın" diyorum. Hele hikayenin Ercüment Çözer karakteriyle renklendirilmesi benim dönüm noktam oldu. Nejat İşler'in oyunculuk performansına her bölüm daha da hayran kalıyorum. Behzat baş komiserimin, Harun'un, Akbaba'nın, Hayalet'in, Savcı Esra'nın önünde saygıyla eğilmek istiyorum. Hele bir sezon finali yayınlandı ki; tek kelimeyle MÜKEMMEL! Yemişim Ali Kaptan'ını demek istiyorum şu noktada. Müthiş oyunculuklar, müthiş senaryo... Her şeyiyle harika bir sezon finaliydi. Behzat baş komiserin karısının dizlerine yatıp "kızımın katilini bulacağım" diye ağlaması beni benden aldı. Ve son bölümde de fark ettim ki bütün psikopatlığına rağmen Ercüment Çözer karakterinin kesinlikle bir sempatik yanı var. Civciv sarısı saçları mıdır, gülüşü müdür, serseri halleri midir bilemedim. Sonunda ağzımın 5 metre açık kaldığını da söylemeliyim. Asla tahmin edilemeyecek bir şekilde bitmesi beni bu diziye biraz daha bağladı.  Öyleki sezon finalini ikinci kez izlemeye kıyamıyorum. Mükemmel bir sezon finali izlememizi sağladığın için teşekkürler Behzat Ç.. Son olarak "Geç la geç" diyerek noktalıyorum bu postu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder